İnsanlarda en sık görülen kanser, en büyük organ olan deridedir. Deri kanserleri melanom ve melanom dışı deri kanserleri olarak iki kategoride değerlendirilir.
Deri kanserleri, derinin içindeki köken aldıkları hücreye göre sınıflandırılır. Deri kanserleri en sık olarak üst deriden ( yani epidermisden ) türer. Daha az sıklıkla üst deri, orta deri ve yağ tabakasından köken alabilir.
En hızlı artış gösteren kanser formlarından biri olan ve üst derinin bir bölümü olan melanositlerden kaynaklanan malign melanom derinin en önemli kanser türüdür. Kısaca melanoma denilen ve ölümcül bir seyir izleyebilen bu deri kanseri, melanositlerin kötü huylu yani malign değişimi sonucunda ortaya çıkar. Toplumda giderek artış gösteren melanomanın, erkek ve kadında görülme oranı eşit olarak saptanmıştır. Son yıllarda dünyada melanomadan ölüm oranı artmakla birlikte melanomanın ilerleme hızının eskisinden alta düştüğü bildirilmiştir. Bu durum, hastalığın erken tanısına, dermatoskopinin önemine bağlanmaktadır. ( Bkz. Benler linki-Dermatoskopi konusu ) Erken tanı çoğunlukla hastanın hayatta kalmasını sağladığından cilt hastalıkları doktorlarının malign melanomun klinik özelliklerini ve dermatoskopiyi çok iyi bilmeleri gerekmektedir. Dermatoskopik incelemede malign melanom kuşkusu ortadan kalkmıyorsa, kesin tanı için biyopsi veya lezyonun total olarak çıkarılması ve histopatolojik inceleme şarttır.
MALİN MELANOM ( MALİGN MELANOM )
Melanom, melanositlerin ve ben hücrelerinin tümörüdür. Melanomun tüm nedenleri kesin olarak bilinmemekle birlikte Ultraviyole A ışınlarına kısa süreli maruz kalınmasının melanom gelişmesine katkıda bulunduğunu düşündürmektedir. Melanomun geliştiği yüksek risk grubu ciltleri sıralarsak ;
1- Açık tenli kişiler ( cilt tipi 1 ve 2 olanlar, güneşte yanıklara maruz kalanlar ve hiç bronzlaşmayanlar ),
2- Güneş ışığına kısa ve yoğun dönemlerde maruz kalanlarda
3- Çok sayıda atipik görünümlü benleri olan kişiler veya büyük doğumsal benleri olanlar,
4- Daha önce melanom geçirmiş olanlar veya melanom tanısı konmuş yakın aile bireyleri olanlarda risk artmıştır.
Melanomun çok sayıda farklı görünümü olabilir. Sıklıkla önceden var olan bir benin üzerinde başlayabilir. Önceden mevcut benlerden melanom oluşması durumunda benin büyüklüğünde, biçiminde, niteliğinde v.s. değişiklikler meydana gelir hatta kanayabilir. Farklı tonlarda renkler görülebilir. Ayrıca melanom önceden mevcut olmayan ben durumunun dışında da ortaya çıkabilmektedir.
Hangi benlerde melanomdan kuşkulanabileceğini belirlemede çeşitli dermatoskopik ( ben mikroskobisi ) tanımlamalardan yararlanılmaktadır. Haftalar veya aylarla ortaya çıkan ben üzerindeki bir farklılık durumunda dermatolog tarafından değerlendirmek ve biyopsi yapmak en doğru yoldur. Prof.Dr.Stolz'un geliştirdiği ABCD tanımlaması yani melanomun ABCD si nelerdir ?
A- Asimetri. Asimetri gösteren yani olağan dışı görünümlü her ben önemsenmelidir.
B- Sınırlar ve kanama. Sınırları düzensizleşen ben değerlendirilmelidir. Kanayan bir ben de dikkate alınmalıdır.
C- Renk. Bendeki renk çeşitliliği iyi değerlendirilmelidir.
D- Çap. 0.6 cm den daha büyük çaptaki benler dikkate alınmalıdır.
Melanom, vücudun herhangi bir yerinde ortaya çıkabilir. Erkek cinsinde en sık gövdede, kadın cinsinde en sık bacaklarda gözlenmektedir.
Melanomun her biri diğerinden farklı olan beş ayrı tipi vardır. Hastalık tipleri incelendiğinde beyaz ırkta yüzeyel yayılan tipin en sık görüldüğü, asyalılarda ve siyah ırkta ise akral lentigenöz tipin daha sık olduğu bildirilmiştir.
1- Yüzeyel yayılan malin melanom : Beyaz ırkta melanomun en sık görülen formudur. Genellikle yavaş büyür. Görünüm deriden kabarık veya deriden kabarık olmayan, kahverengi veya siyah bir lekedir.Görünüm renk çeşitliliği gösterebilir ve sınırları düzensiz olabilir.
2- Nodüler melanom : Yavaş büyüyen çoğunlukla kahverengi veya siyah deriden kabarık modüler melanomlar iyileşmeyen bir yara gibi ortaya çıkabilir.
3- Akral melanom : Genellikle avuç içleri, ayak tabanları veya tırnak yataklarında gözlenen , siyah veya kahverengi görünümler ile tanımlanabilir. Siyahlarda, Asyalılarda en sık görülen melanom formudur.
4- Lentigo maligna melanom : En sık yüz cildinde ve güneşe maruz kalınan diğer yerlerde görülür. Deri üzerinde genellikle düzensiz biçimli, düz, renkli bir görünüm olarak ortaya çıkar.
5- Amelanotik melanom : Genellikle nodüler melanomun renk üretmeyen bir çeşidi olarak kabul edilir.
Melanom tanısı konmuş hastanın sağ kalım oranlarının değerlendirilmesine dair iki önemli kriter vardır :
1- Clark düzeyleri
2- Breslow derinliği
Clark düzeyleri nelerdir ? Melanomun derinliğini tanımlamak için kullanılan bir sistemdir. Orijinal olarak, doktor Wallace H. Clark tarafından tanımlanmıştır.
Clark düzey 1 ‘de tümör hücreleri yalnızca üst derideyken düzey 5’te tümör hücreleri deri altı yağ tabakasına yayılmıştır.
Melanomlu hastalarda sağ kalım tümörün kalınlığıyla ilgilidir. Örneğin Clark düzeyi 1 olan melanom tamamen alındığında % 100 şifaya kavuşur. Clark düzeyi 5’te yıllık sağ kalım % 50’nin altındadır.
Breslow derinliği nedir ? Melanomun yayılım düzeyinin daha kesin bir değerlendirilmesi Breslow derinliğiyle olur. Bunun için bir mikrometre kullanılır.
Melanomun tedavisi için :
1- Melanomun yeterli kenarlarıyla birlikte tam olarak çıkarılması,
2- Patolojik tanı konulması,
3- Organ yayılımı varlığının ( metastaz ) değerlendirilmesi,
4- Hastanın yaşamının geri kalanı boyunca takip edilmesi.
Organ yayılımı olan melanomun tedavisinde, kemoterapi ajanları ile immünoterapötik ajanların birlikte kullanılması ile tedavide yüksek yanıt oranları sağlanmıştır. Bu kombinasyon terapileri ile sağ kalımda küçük bir uzama elde edilmiştir
Melanoma dışı deri kanserlerinin gelişiminde ultraviyole radyasyonuna maruziyet en önemli çevresel risk faktörü olarak kabul edilmektedir. Ultraviyole radyasyonuna maruz kalmak yanında ; genlerde değişim, bağışıklık sistemi değişiklikleri, iyonize radyasyon, is, zift, katran, sigarada bulunan aromatik hidrokarbonlar, içme suyundaki arsenik v.s. gibi kimyasal maddelere maruziyet de melanoma dışı deri kanserlerinin gelişiminde önemli rol oynamaktadırlar. Solaryum cihazlarının, toplam ultraviyole radyasyonu dozunu arttırdığı için melanoma dışı deri kanseri gelişimi için bir risk faktörü olduğu da öne sürülmüştür.
Bu bölümde en sık görülen melanom dışı deri kanserleri ;
1- Aktinik Keratoz
2- Bowen Hastalığı
3- Bazalyom
4- Keratokantom
5- Skuamoz Hücreli Karsinom
Aktinik Keratoz :
Aktinik keratoz, güneş ışınlarıyla tetiklenen kanser öncüsü deri görüntüleridir. Özellikle deri rengi açık ve uzun süre güneşe maruz kalmış yaşlı kişilerde çok sık görülürler. Derinin üst tabakası olan epidermisten köken alırlar.
Aktinik keratozlar ilk başlarda, güneşe maruz kalan deride, deriden kabarık, pullanan, soyulan, giderek büyüyen, kızaran görüntüler olarak yaygınlaşabilir.
Güneşe maruz kalan özellikle alt dudakta yine Aktinik keratoz olan, Aktinik keilit adı verilen görüntüler olabilir. Aktinik keilit, alt dudaklarında süregelen kuruluktan yakınan birçok kişinin sorunu olabilir. Aktinik keratozların küçük bir yüzdesi kendiliğinden kaybolurken, % 2 – 5 inden skuamoz hücre karsinomu gelişir. Tedavi son dönemlerde özellikle kryo cerrahisi yani kryoterapi ile yapılmaktadır.
Bowen Hastalığı :
Bowen hastalığı, güneşe maruz kalmayan yerler dahil herhangi bir deri yüzeyinde ortaya çıkabilir. Bir kanser öncüsü formdur. Genellikle kırmızı, plak tarzında, hasarlı görünümdedirler. Bazen de derideki görüntüleri memenin paget hastalığı, meme dışı paget hastalığı ve yüzeyel yayılan bazalyoma benzeyebilir.
Bazalyom ( Bazal hücreli karsinom=Basalyom ) :
Bütün kanserlerin neredeyse en sık görülenidir. Derinin düşük dereceli kanseridir. Derinin bazal hücre tabakasından köken alır. En sık görülen ortaya çıkış biçimi, yumuşak veya engebeli yüzeyli, tipik olarak yavaş büyüyen, deriden kabarık tümördür. Karakteristik olarak yarı saydam veya sedefimsi deri rengi görünümüne sahiptirler. Sıklıkla genişlemiş damarları vardır. Kanar ve yara görünümü oluşabilir.
Normal deriye benzeyebilen, dermatologların bile kolayca gözünden kaçabilen, gerçek yayılımları sıklıkla bu basit görünümlerinin düşündürdüğünden daha büyük olan bazalyom tiplerinde mikroskobik inceleme sırasında dikkatli olunmalıdır.
Keratokantom :
Neredeyse daima güneşe maruz kalan deride oldukça sık görülen, üst deriden yani epidermisten köken alan deri tümörüdür. Bu tümörün iyi huylu veya kötü huylu kabul edilmesi konusunda hala bilimsel tartışma vardır. Tedavi edilmediklerinde aylar içerisinde kendiliğinden gerileyebilmektedirler. Aynı zamanda patologlar için keratokantomların mikroskobik tanımlanması, skuamoz hücre karsinomuyla neredeyse aynıdır.
Keratokantom çağunlukla dermatolog tarafından muayenede kolay tanınır. Aniden ortaya çıkan, hikayesinde uzun süre güneşe maruz kalmış deride görülen, deriden kabarık kubbe görünümünde , deri rengindeki tümörün üzerinde boynuzsu hücre tıkaçları vardır.
Skuamoz Hücreli Karsinom :
Skuamoz hücreli karsinom görünümleri, genellikle, kaba bir yüzey üzerinde iyi tanımlanamayan kırmızı bir görüntüdür. Görünümleri bazalyoma, aktinik keratoza veya siğillere benzeyebilir. Skuamoz hücreli karsinomun üzerindeki kabuk bazalyomun üzerindeki kabuğa göre daha belirgin olabilir. Daha büyük skuamoz hücreli karsinomlar yara benzeri görünümler oluşabilir.
Skuamoz hücreli karsinomların, bazal hücreli karsinomdan daha şiddetli olarak organ yayılımı olasılığı ( metastaz ) yüksektir.
. |